Kayıtlar

Ekim, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ayrılık

ankara'nın en kurak denizinde rıhtıma ağlayan bir gül bıraktım. hava galiba soğuktu yolun karşısı çok uzaktı zaten gözlerim de kördü üzerimde ne vardı her yer neden bir kırmızı bir mavi ve galiba taksici seni benden ayırmaya yeminliydi. mevsim var mıydı o an hangi iklim peydahladı resepsiyon masasındaki o çiçeği ve ben bu haldeyken insanlar nasıl oluyor da neyim olduğunu sormak yerine hiçbir şey olmamış gibi elma satın almaya devam ediyorlar yandaki pespaye manavdan kaçıncı kata çıkıyordum ben saat kaç saat seni ben geçiyor ve Dali müzesi iç organlarım. gece ağır bir ceza gibi boynuma asılıyor ben bugün burada kalacağım gidemem bir yere ayaklarım sözümü dinlemiyor iyi de ediyorlar sözümü dinleseler arkandan koşup yetişemeyecek -tim.

Dost ve Düşman

Mağrur bir komutan, Asil bir kısrak. Buğdayını sırtlamış bir karınca, Zaman. Elleri avuç içinde, Önü ilikli, Beli bükük, Ve birçare, İnsan.

Aynalar ve İnsanlar

uyandığında elsiz ayaksızdı.en eski medeniyetlerden kalma bir mumyaymış da bu sabah uyanmış gibi uyumsuzdu.uygunsuzdu.zamana hakim değildi.aynaya bakmadan lavaboya eğildi,yüzünü her zamanki usul tavrıyla yıkadı.havluyu ezbere buldu.kapıdan çıkacağını, 1891'den beri bu işi yaptığını iddia eden köhne fırından her sabah aldığı böreğin aynısını alacağını,durakta beklerken paçalarından girecek soğuğu iş yerine girince yüzüne vuracak elektronik sıcaklığı düşündü.havluyu yerine astı.ve yine aynaya bakmadan kapıdan çıktı.fakat ayna ona bakıyordu.tepesi açılmış kafasını,çocukluktan kalma ense yarasını,ve her devrin gülmece malzemesi kepçe kulaklarını görüyordu.aynanın şahitliğinden habersiz birden durdu.dişlerini fırçalamamıştı.geri döndü.küfür belli belirsiz çıktı ağzından çünkü küfretmekten daha önemli bir işi vardı.daha beyaz dişlere sahip olmak.aynanın kenarında asılı küçük plastik bardağın içinden diş fırçasını aldı.macunu dün ortasından sıkmıştı.bugün en altından sıkıp düzgün insan ol...

Yolsuz

  Kısım 1 Yol boyunca öksüz düzlükleri izledi.Başını cama verdi gözünü yol çizgisine dikip zaman ne kadar hızlı geçiyor diye düşünerek bir hayli zaman tüketti.Dünyayı,evreni,insanlığı,cebindeki parayı,çantasındaki yolluk dürümü,ağzındaki   tozlu yollardan geçtik, saklamayı bilsek saklardık biraz daha serpilince unutulup gidecek acılarımızı. e galaksileri düşünerek uyku uyanıklık ve düşler arasında bir girdapta gözlerini bir açıp bir kapayarak parasını borç aldığı arkaya yatmaz koltuğa direnerek,dışardan bakanların kafasındaki bu ışıklı gökyüzünden şüphelenmemesi için yaratılmış bedeniyle sadece nefes alıp verir bir görüntü içinde varlığını korudu.Yol bitecek gibi değildi ama bitecekti.Molalar,dur kalklar,ılık çorbalar,kapkara çaylar ve filtresiz sigaralar gözünün önünde,masasında,ellerinde,boğazında,damağında,parmaklarının arasında görünüp kaybolacak ve yol bitecekti.Öyle de oldu. O ulu sapağa gelindi,otobüs tıslayıp yaylanarak durdu,bagaj kapağı açıldı,siyah,içi yarı dolu yar...