Ayrılık

ankara'nın en kurak denizinde

rıhtıma ağlayan bir gül bıraktım.

hava galiba soğuktu
yolun karşısı çok uzaktı
zaten gözlerim de kördü
üzerimde ne vardı
her yer neden bir kırmızı bir mavi
ve galiba
taksici seni benden ayırmaya yeminliydi.

mevsim var mıydı o an
hangi iklim peydahladı resepsiyon masasındaki o çiçeği
ve ben bu haldeyken
insanlar nasıl oluyor da
neyim olduğunu sormak yerine
hiçbir şey olmamış gibi
elma satın almaya devam ediyorlar
yandaki pespaye manavdan

kaçıncı kata çıkıyordum ben
saat kaç
saat seni ben geçiyor
ve Dali müzesi iç organlarım.

gece
ağır bir ceza gibi boynuma asılıyor
ben bugün burada kalacağım
gidemem bir yere
ayaklarım sözümü dinlemiyor
iyi de ediyorlar
sözümü dinleseler arkandan koşup
yetişemeyecek
-tim.

Yorumlar